Nasıl Çözdük? #02 – Seferihisar'daki Taş Ev Projesi İçin Özel Üretim Setüstü Aydınlatmayı Nasıl Geliştirdik?
Hazır Ürün Aramadılar, Birlikte Yeni Bir Ürün Tasarladık
"Bazı projelerde ihtiyacınız olan ürün piyasada yoktur. İşte o zaman üretici olmak yetmez; birlikte tasarlayabilmek gerekir."
Yaklaşık on yıl önce...
Seferihisar'da doğal taş mimarisiyle dikkat çeken özel bir konut projesi üzerinde çalışan mimarlarla uzun zamandır birlikte çalışıyorduk.
Projenin duvar aplikleri ve sarkıt aydınlatmaları tarafımızdan üretiliyordu.
Tasarım dili netti.
Doğal taş duvarlarla uyum sağlayacak, gösterişten uzak ama karakter sahibi bir aydınlatma ailesi oluşturuluyordu.
Fakat projenin ilerleyen aşamalarında yeni bir ihtiyaç ortaya çıktı.
Bahçe ve yürüyüş yollarında kullanılacak set üstü aydınlatma armatürleri...
Mimarlar piyasadaki birçok ürünü incelemişti.
Ancak hiçbirisi projedeki aplik ve sarkıtlarla aynı tasarım dilini konuşmuyordu.
Yeni bir ürün gerekiyordu.
Tasarım, Atölyedeki Bir Sohbetle Başladı
Mimarlarımız atölyemize geldiklerinde önce mevcut ürünleri birlikte inceledik.
Konu kısa sürede şuna dönüştü.
"Bu projeye aitmiş gibi görünen bir set üstü armatür tasarlayabilir miyiz?"
Cevabımız çok netti.
Evet.
Masanın üzerinde duran aplik ve sarkıtları incelemeye başladık.
Bu ürünlerin en karakteristik detayı üst kısımlarındaki formdu.
Neden aynı tasarım çizgisini yeni ürünün çatısında kullanmayalım?
Böylece yeni ürün, mevcut aydınlatma ailesinin doğal bir üyesi olacaktı.
Fikir ortaya çıkmıştı.
Henüz bilgisayarda hiçbir çizim yoktu.
Sadece aynı masanın etrafında oturan insanlar ve ortaya çıkan ortak bir hayal...
İlk Çizim Bilgisayarda Değil, Kâğıtta Yapıldı
Fikir geliştikçe ürün şekillenmeye başladı.
Üst bölüm, mevcut aplik ve sarkıtlardaki karakteristik şapka formunu taşıyacaktı.
Altında ise ışığı yumuşatacak şeffaf pleksiglas bir difüzör yer alacaktı.
Bu difüzörü çevreleyen üç kademeli metal diskler ise ürüne hem güçlü bir görünüm kazandıracak hem de tasarımın bütünlüğünü sağlayacaktı.
Konuşurken mimarlarımız kâğıdı önlerine çekti.
Birkaç dakika içerisinde ürünün ilk eskizi ortaya çıktı.
Aslında o an yalnızca bir çizim yapılmadı.
Yeni bir ürün ailesinin ilk adımı atıldı.

Tasarımı Üretime Dönüştürmek
Eskiz tamamlandıktan sonra sıra üretim planına geldi.
En önemli soru şuydu.
Bu tasarım, mevcut ürün ailesiyle gerçekten aynı karakteri taşıyabilecek miydi?
Üst bölüm için sıvama tekniğini kullanmaya karar verdik.
Elbette elimizde set üstü armatüre ait özel bir kalıp yoktu.
Bu proje için tamamen yeni bir kalıp üretmek ise hem maliyet hem de süre açısından doğru bir çözüm değildi.
Bunun yerine mevcut sıvama kalıplarımızı yeniden yorumlayarak aynı tasarım çizgisini yakalayacak yeni bir form geliştirdik.
Sonuç bizi bile şaşırttı.
Yeni ürün, aplik ve sarkıtlarla aynı aileden geldiğini ilk bakışta hissettiriyordu.
Dış Mekân İçin Tasarlandı
Estetik kadar önemli başka bir konu daha vardı.
Bu ürün yıllarca dış mekânda kullanılacaktı.
Yağmur...
Nem...
Güneş...
Sıcaklık değişimleri...
Bütün bunlara karşı dayanıklı olması gerekiyordu.
Pleksiglas difüzörün üst ve alt kapaklarını da sıvama yöntemiyle ürettik.
Birleşim noktalarını dış ortam koşullarına uygun şekilde tasarlayarak su girişini minimuma indirecek bir yapı oluşturduk.
Üç katmanlı dekoratif diskleri lazer kesimle ürettik.
Diskler arasındaki eşit açıklıkları ise hassas metal pimlerle oluşturduk.
Bu sayede ürün hem dengeli bir görünüme kavuştu hem de üretim kalitesi üst seviyeye taşındı.
Renk Seçimi
Projedeki diğer tüm aydınlatma ürünlerinde olduğu gibi burada da tercihimiz pirinç eskitme yüzey oldu.
Doğal taş duvarlarla birleştiğinde ürün yeni görünmüyor, sanki yıllardır o yapının bir parçasıymış hissi veriyordu.
Aslında hedefimiz de tam olarak buydu.
Ürün dikkat çekmek yerine mimarinin içinde kaybolmalıydı.
Sonuç
Ortaya yalnızca bir set üstü aydınlatma armatürü çıkmadı.
Birbirini tamamlayan bir aydınlatma ailesi oluştu.
Duvar aplikleri...
Sarkıtlar...
Ve artık set üstü armatürler...
Hepsi aynı tasarım dilini konuşuyordu.
Projeye özel geliştirilen bu ürün, yıllar sonra bile dönüp baktığımızda bizi en çok mutlu eden çalışmalardan biri olmaya devam ediyor.
Çünkü bazen en iyi ürünler, kataloglardan seçilmez.
Bir masa etrafında yapılan sohbetlerden doğar.
Bu Projede Neyi Çözdük?
Bu proje bize önemli bir gerçeği tekrar hatırlattı.
Mimarlar çoğu zaman piyasada ürün aramaz.
Projelerinin ruhuna uygun çözüm ararlar.
Standart ürünlerin bittiği noktada, tasarımcı ile üreticinin aynı dili konuşabilmesi gerçek farkı yaratır.
Bizim için özel üretim yalnızca ölçü değiştirmek değildir.
Bazen hiç var olmayan bir ürünü, bir eskizden yola çıkarak hayata geçirmektir.